Adamlık Reçetesi

ADAMLIK REÇETESİ

‘’Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı
verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir.
Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. ‘’ 1
Kitabımız Kur’an-ı Kerim ‘’adamlık’’ kelimesinden bahsederken genel bir yol sunuyor bizlere. Mü’min
olmanın, iman etmenin yanı sıra iman etmiş olmanın da Allah’a verilmiş bir söz olduğunu vurguluyor.
Yani Mü’min olmak adam olabilmek için bir başlangıç, sözünde durmak ise devamı niteliğinde bir
özelliktir. Kişinin üstünlük düzeyi imanıyla oluşur. Bu iman da amelleri için geçerli bir durumdur. Yine
kişinin imanıyla meydana gelen amelleri için de kuvvet lazımdır. Kuvvet ise hakiki manada adamda
bulunan bir özelliktir.
Şunu diyebiliriz ki adamlık tarifi birden çok durumu içinde barındıran geniş çapta bir meseledir. Peki,
en geniş çerçeveden ele alacak olursak adamlık nedir?

– Adamlık; Allah’a kesintisiz bir teslimiyettir.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dört gurup adamdan bahsederken teslimiyet örneklerini
burada görmemiz mümkündür. Bu dört gurup adam;
1- Ölünceye kadar Allah’ın sözü yüce olsun diye savaşıp ölen adam.
2-Düşmanla karşılaştığında yaralanıp korkudan geri dönüp gidecekken şehit olmuş adam.
3-Bazen salih amel bazen günah işleyen ama düşmanla karşılaştığında tepki gösteren adam.
4- Ömrünü heder etmesine rağmen düşmanla karşılaştığında ilahi kelimetullah için ölünceye kadar
savaşan adam.
Bu dört grubu adam yapan özellik Allah’a olan tam bir teslimiyetleridir. Çünkü onlar, yaşamlarının
yanı sıra Allah için ön safta bulunup da içlerinde ki imanı en zor anda yani savaşta bunları ortaya
sunabilenlerdir.

Adamlık; hayatını Kur’an’a ve Sünnete göre yaşamaktır.
İman hakikatlerinin doğrultusunda yürüyen bir Müslüman ilk olarak kendisine rehberlik yapacak
Kur’an-ı Kerim'i yol haritası edinmelidir. Günlük en küçük meselelerinde bile onun izlerini
hissedebilmelidir. Aynı zamanda onun yaşayan örneği olarak Resûlullah’ın da Sünnet'ine kuvvetli
bağlarla sarılmalıdır. Bu minvalde her iki kaynağı da hayatında hissedebilen bir kalbin adamlık
istikameti üzerinde ayaklarında daimi bir istek ve kuvvet meydana gelebilir.

Adamlık; dünyada rızkını muhafaza edip ahiret için çalışmaktır.
‘’Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu ara. Dünyadan da nasibini unutma’’ 2 ayetiyle her
anında çaba gösteren Müslüman, davasını ön planda tutarken aynı zamanda da dünyadaki rızkının
değerini fark edebilmelidir. Dünyayı ihmal etmeden ahireti hayatında canlı tutan kişi adamlık
kalitesini yakalamayı hedeflemiş kişidir.

Adamlık; Allah’a giden yol üzerinde sabırlı olmaktır.
Adamlık sınırında önemli bir ölçü sabırdır. Meşakkatli görünen durumlar karşısında sabrı kuşanan
Müslüman bu sınırın içine kendini dâhil edebilecektir. ‘’ Allah sabredenlerle beraberdir.’’ 3 ayeti buna
en güzel bir örnektir. Allah’a giden yolda sabırlı olan kişidir adam ve bu yolda yine onunla beraber
olan da yalnız Allah’tır.

Adamlık; heybesinde sevgiyi barındırıp kalbinden kin ve nefreti uzak tutmaktır.
Aşamalardan geçen nefsin isteklerini biraz olsun teskin etmiş Müslüman, yaşadığı çevreyi kendine
muhatap olarak görmesi gerekir. Karşılaştığı iyi-kötü tüm eylemlerde tepkisini kontrol edilebilecek bir
düzeyde hatta kendini bu davranışlardan uzak tutmayacak bir halde bulunmalıdır. Efendimiz
sallallahu aleyhi ve sellem ‘’Sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de
iman etmiş olmazsınız.’’ 4 buyuruyor. İman kadar değerli olan sevgi her hususta gözetilmesi gereken
önemli bir konudur. Üstelik de bu sevgi onu kin ve nefretten alıkoyma doğrultusunda adamlık
hedefine yaklaştırır. Bastığı adımlarda adamlık tohumlarını da gönüllere ekmiş olur.

Adamlık; dünyadaki en büyük servetinin davası olduğunu bilmektir.
Yaşamımızı anlamlı kılan etken neyle meşgul olduğumuz ve neyi önemseyip neyden uzak
durduğumuzla yakından ilişkilidir. Merkezde neyi tutuyorsak ona göre şekil alacak bir yolumuz ve o
yola göre de bir yolculuğumuz olacaktır. Dolayısıyla adamlık yolunda olan kişinin de davası büyük
olacaktır. Bu büyüklük dünyada sahip çıkılması gerekilen mücevherlerden de ötede bir servettir.

Adamlık; Ebubekir radıyallahu anh gibi bedel ödeyebilmektir.
Ashabı kiram İslam davası için pek çok fedakârlıklarda bulunmuş ve bize bu dava için neler
yapabileceğimiz konusunda örneklik teşkil etmişlerdir. Adamlık zirvesini yakalayan Ebubekir
radıyallahu anh ise bunun en bariz örneklerden birisidir diyebiliriz. Herkes dinine hizmet etsin,
bir şeyler getirsin denildiğinde Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme ‘’Üstümdeki gömlek hariç
hayatta neyim varsa her şeyimi getirdim ya Resûlullah. ’’ diyerek ödediği bedelle adamlık zirvesinde
yükselmiştir. Adamlık, bedel ödemeyi gerektiren bir eylemdir.

Adamlık; İslam davası üzerinde kurulan tüm tartışmalardan uzak durmaktır.
İnancımızı oluşturan temel konular üzerinde ittifak etmeyip ihtilaflı görüşlerde bulunan insanlara karşı
davamızı zedeleyecek tutumlardan uzak durmamız gerekir. Kavgacı ve tartışmacı bir üslup İslam
davasını asıl amacından uzaklaştırarak hedefine varmayı engelleyici bir niteliktedir. Çünkü adamlık,
tereddütsüz bir teslimiyetle doğan sağlam bir inancı gerektirir.

Adamlık; elinden ne geliyorsa değil elinden gelenin en iyisini yapmaktır.
Tüm işlerini Allah’ın razı olacağı bir kul olmak için niyetlenerek yapan kişinin niyeti doğrultusunda da
ameli olmalıdır. Kişi kulluk bilincinin temelinde varlık nedenin en iyi en güzel işi yapmak olduğunun
farkında olabildiği kadar adamlık sınırına yaklaşmış demektir. Adamlık, en çok işi değil en güzel işi
yapabilmenin kalitesinde gizlidir.

Adamlık; adanmışlıktır, bugün için çabalamak, yarın için umutlu olmaktır.
Yıllarını, aylarını hesap etmeden davasına kendini vermek, sonuç alamasa da bu uğurda çaba
göstermek, tüm bunların yanında da pes etmeden bu yolda ilerleyerek umudunu her zaman canlı
tutmak,
gönlünü ve ömrünü Allah’a adamak, adamlıktır. Adanmışlık örneklerinden biri olarak ;
Ömer bin Hattab radıyallahu anh bir gün dostları ile otururken aralarında şöyle bir konuşma geçmiş:
Ömer radıyallahu anh ‘‘Haydi, herkes bir şey dilesin.’’ demiş.
Oradakilerden biri: "Ben, şu oda dolusu gümüşüm olsun da onu Allah yolunda harcayayım isterim."
demiş.

Bir başkası: "Şu oda dolusu altınım olsun da Allah yolunda harcayım isterim." demiş.
Bir diğeri: "Bu oda dolusu mücevherim olsa da Allah yolunda harcasam isterim." demiş.
Ömer radıyallahu anh ‘’Başka’’? deyince "‘Başka bir şey istemeyiz’ demişler. Bunun üzerine Ömer
radıyallahu anh kendi arzusunu şöyle dile getirmiş: "Ben, Ebu Ubeyde bin Cerrah, Muaz bin Cebel ve
Huzeyfe bin Yeman gibilerden şu oda dolusu adam isterim ki onları, Allah yolunda görevlendirebileyim." 5

Tüm bunlar bir hayal değil, yaşanmamış olağanüstü bir durum hiç değil. Yaşanmış canlı örnekleriyle
günümüze kadar ulaşmış zirve insanlık modelleri, bu tanımları hayatlarına yansıtabilmişlerdir.
Ömer Radıyallahu anh da ‘’bir oda dolusu adam’’ isteyerek bunun imkânsız olmadığını bize
ispatlamıştır. Bizlere düşen ise bu zamanın değerlerini, imkânlarını ‘’adamlık’’ ölçümüz
doğrultusunda kullanarak bu hedefte çabamızı göstermektir.

1 Ahzab 23
2 Kasas 77
3 Bakara 153
4 Müslim, iman 93-94 Tirmizi, Et’ime 45
5 Buhari et’Tarihu's-Sagîr

Bunlar da hoşunuza gidebilir...