Hasan El Benna Rahimehullâh’ın Hayatı

HASAN EL BENNA 14 Ekim 1906’da Mısır’ın Mahmudiyye kasabasında dünyaya geldi. İlk öğrenimini saatçilikle uğraşan ve bir âlim olan babası Ahmed  b. Abdurrahman el-Bennâ’dan aldı.
Çocukluktan itibaren ilim ve tasavvuf alanında farklı okullarda eğitim gördü. Ayrıca içinde bulunduğu ülkenin İslam’a uzak tavırlarını müşahede eden Benna daha 12 13 yaşlarında iken mahalledeki bir grup genç ile birlikte küçük bir Tebliğ grubu kurdu. Bu grubun amacı ‘Dinin Caiz Görmediği’ filleri yapan kişileri gördüklerinde bu kişilere posta yoluyla Allah’ın hükümlerini hatırlatmaktı… Böylece kimseyi rencide etmeden, isim vermeden Allah’a davet ediyorlardı. Hatta Hasan El Benna bizzat kendi hocasına ‘Namazın Mekruhları’ başlıklı bir mektup yollamıştır..
Lise son sınıfa kadar eğitimini başında ‘Sarık’ olduğu halde tamamlayan Benna lise son sınıfta artık 1 kişi hariç herkesin fes giydiğini görünce kendisi de fes takmıştır..

Üniversite yıllarını Darul Ulûm’da birincilikle bitiren Benna 1927’de Arapça öğretmenliği yapacağı İsmailiyye’ye tayin edildi. Burada Tebliğ çalışmalarına kahvehaneleri dolaşarak, konferanslar düzenleyerek devam eden Benna çevresinde biriken bir grup arkadaşla birlikte 1928’in Mart ayında kendi evinde ‘İhvan-ı Müslim Teşkilatını’ kurdu. Teşkilatın ismi Tebliğ faaliyetlerine devam etmesi sonucunda önce İsmailiyye sonra da tüm Mısır’da büyük bir siyasi güç haline geldi. Mısır’ın İngiliz İşgali döneminde olan bu zamanlar Hasan El Benna’nın önce Tebliğ, olmuyorsa siyaset yoluyla Hükümet’i uyardığı zamanlardır. Bir süre sonra Benna,Teşkilatını çevre ülkelere dek yaymaya muvaffak olduğu, siyasi anlamda Mısır hükümetini zorladığı ve Filistin başta olmak üzere Mücahid Mü’minlere ihtiyaç duyulan yerlere asker gönderdiği için Hükümet’in gündemine oturdu… Dönemin Mısır Kralı, Kral Faruk Benna’nın bu tutumlarından rahatsız olmaya başladı. Bu rahatsız olmasının neticesinde İhvan-ı Müslim’in şubelerini çeşitli iftiralarla kapattırdı,Benna’nın silahına, korumalarına, otomobili ve mülküne el konuldu… Ve 12 Şubat 1949 yılında Benna Kahire’de  mevcut durum hakkında uzun bir konuşma yapıp ayrılmak üzere caddeye çıktığında caddedeki hazır bekleyen taksiye bindi. Çünkü o çıkmadan evvel cadde boşaltılmış sadece ulaşabileceği bir taksi bırakmışlardı.. Taksiye binen Benna’nın üzerine kurşun yağmuru boşaldı. Ağır yaralanan Benna hastanede Hükümete çalışan doktorlar tarafından kan kaybından ölmesini beklemek üzere ameliyat odasında sedye üzerinde müdahale edilmeden şehid edildi…

Hasan El Benna, daha çocukluk çağından itibaren İslam adına öğrenmeye ve öğretmeye çalışan hatta daha çocukluk dönemlerinde, insanları Sabah Namazı’na kaldırıp dere kenarında ezan sesini dinlemenin yaptığı en zevkli işlerden birisi olduğunu söyleyebilen büyük bir dava adamıdır. Mensup olduğu Hassafiye tarikatı vesilesiyle büyük bir tasavvuf adamı, derviş olabilme imkanı olmasına rağmen Ümmet’in Cîhad ruhuna, Cihad yapan Mü’minlere ihtiyacı olduğunu görüp İslam’ı anlatma, gerekirse kahvehanelerdeki sefil ortamlara girip beş on dakika İslam’ı Tebliğ etmeyi Derviş olmaya tercih etmiş; zamanın Cihad zamanı olduğunu Lisan-ı Haliyle göstermiş bir Mü’mindir. Allah Ondan Razı olsun…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir