Kur’an Kalesinin Askerleri

Kalemizin askerlerini öldürmeye çalışıyorlar. Öldüremeyince askerleri önemsizleştirmeye, önemsizleştiremeyince eksiltmeye çalışıyorlar..
Askersiz kale, önemsiz asker olur mu? Merhum Şehit Bayram Ali Öztürk Hoca şöyle demiş: ‘Allah’ın farzları birer kale ise sünnetleri de kalenin askeridir. Askersiz kale feth edilir.’ Merhum hocamızın dediği gibi İman kalemize,Farzlar’a sünnetleri yıkarak saldırmaya çalışanlar var… Tabiki şunu unutmamalıyız kalenin dışında karşılayıcı bir kuvvet olur. Kaleye yaklaştırmamak icab eder. İşte biz de o karşılayıcı kuvvetin askerleri Ehl-i Sünnet İtikadı’na mensup askerler olacağız.Yaklaştırmayacağız dinsizleri,imansızları,Mealcileri… Yaklaştırmamak için de kuvvetlerimizi ikmal edeceğiz. İlim öğreneceğiz cevap verebilmek için; anlatacağız asker sayımızı arttırmak için;askerleri tek bir kumandanın emri altında birleştireceğiz. Kumandanımız Allah’ın Rasulu Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi Vesellem’dir..! Askerleri arasında nam salmış Buhârî, Müslim,Tirmizi,Ahmed Bin Hanbel,Nesai,İbni Mace kitaplarının sahipleri vardır. Ve küfür,Oryantalistler,Mealciler önce bu askerlere saldırmaktadır. Onları korumak da bize bir vazifedir..! İkmal mertebesinde kitaplarıyla ilmi yayıp; ilim yayıldıktan sonra da onu talebelerine öğreten Hocalarımızdan kitap taşıyan bir merkebin yaptığı vazife gibi; ilmi taşımayı kendime bir onur sayarım :

Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem ilk başlarda Kuran ile karışır diyerek hadisleri kaydetmeyi yasakladıysa da sonradan kaydetmeyi tavsiye etmiştir. Ve Hadis-i Şerif’ler Mübarek Sahabeler tarafından kaydedilmeye başlanmıştır. Batı’nın ancak Rönesans’ta erdiği ‘İlmi kitap ile Kaydetmek’ sırrına İslam’ın 600lü yıllarda hâkim olması… Sahabelerin kaydettiklerini ve söylediklerini alan Tabiin; Tabiin’in kaydettiklerini ince eleyip sık dokuyarak alan Tebeii Tabiin ve sonraki kuşak.. Hadis-i Şerif’ler ince eleyip sık dokunarak bu şekilde kuşaktan kuşağa, günümüze kadar gelmiştir.. Kitap olarak en sahih olanları 600 bin tane arasından seçip ‘gusül alıp, 2 rekat istihare sonucunda’ tekrarlananlar hariç 4 binlere düşüren Buhârî Hazretleri ilklerden…
Buhârî Hazretleri Hicrî 194(810) yılında doğdu. Asıl ismi Muhammed Bin İsmail’dir. Küçükken gözlerini kaybetti. Bunun üzerine annesi çok üzüldü ve gözleri açılsın diye sürekli dua etti. Bir gün annesinin rüyasında, Hazreti İbrahim Aleyhisselam, dualarının kabul edildiğini, çocuğunun gözlerinin açılacağını, hadisleri toplayacağına ima eden bir söylemle müjdeledi. Gerçekten de Buhârî Hazretleri’nin gözleri açıldı Biiznillah. Çok küçük yaşta 3 ay gibi bir sürede Hafız olup 10 yaşında Muhaddislerin halkalarına katılacak derecede bir zeka sahibi oldu.. Gördüğünü ezberleyen fotoğrafik hafızaya ve işittiğini unutmayan Allah vergisi bir beyine sahipti… 16 17 yaşlarında ünlü hadis âlimlerinin kitaplarını hıfzetti. Daha sonra ülkeler, şehirler dolaşıp büyük Muhaddislerin ders halkalarına katılan birisi oldu. Hadis aldı,kaydetti,hıfzetti. Bir gün Rüyasında Peygamber’imizin teşvikiyle ve önceden beri Hocası’nın teşvikiyle en sahih hadisleri bir kitapta toplamaya niyetlendi. Ömrü boyunca tam 1080 muhaddis dolaştı.Bunun sebebi aslında şudur: Sahabeler Peygamber’imizden sonra farklı şehirleri fethedip İslam’ı yaymak için cihad ettiler.Büyük çoğunluğu Arabistan’ın dışındaki şehirlere defnedildi. Bu sebepten rivayet ettikleri hadisleri toplamak için de böyle farklı şehirleri dolaşmak gerekiyordu. (Allah Onlardan Razı olsun) Muhaddisler bu zor yolları katetti. Türlü zorlukları aştı ve Hadis-i Şerif’leri kitaplaştırdılar. Rivayet ettiler.. Bu kişilerin arasında Kur’ân’dan sonra en sahih kabul edilen İmam Buhâri Hazretleri’nin Sahih-i Buhârî eseri vardır. Buhârî Hazretleri bu eseri yukarıda bahsettiğimiz şekilde kitaplaştırdı. Allah Ondan Razı olsun. İçlerinde İmam Tirmizî, İmam Müslim gibi büyük muhaddislerin de bulunduğu 90 bin talebeye hadis dersi verdi… Talebeleri de ondan öğrendiklerini, onun kitabını günümüze kadar rivayet ede ede, yaza yaza getirdi. Başka başka kitaplar oluştu. Bunlardan en muteber olanı Ulu Hakan Abdulhamid Han’ın emriyle Hicri 1315(1897) tarihinde 9 cilt olarak basıldı.

Hangi düşünceyle maalesef ülkemizde ve dünyada bulunan bu kadar Dinsizliğe taraftar insan varken, gidip konuşmaya lüzum yokken ‘deve sidiği, bilmem ne hurması, bilmem kaç tane çelişkili hadis’ gibi mevzuları açıyorlar..? HANGİ DÜŞÜNCE İÇİN, NEYE HİZMET İÇİN..? Allah İman edin, İyiliği tavsiye edip kötülükten nehy edin derken ülkemizde sakalı müşriklerin de uzattığı ,devenin sidiği, sarığın Arap, başörtünün bilmem hangi kabileden gelme olduğu… Bunlar hangi zihniyete hizmet ediyor..? Bunu yapan hocayım diyenler Allah Rızası için mi yapıyorlar ? Bir çok insanın Sünnetlere muhalif olup, hadisleri artık menfi bir görüşle sorgulamaya başlamasına vesile olmakla Allah’ın Rızası mı kazanıldı, Allah’ın Azabı mı..? Lütfen bu kişilere prim vermeyelim. Biz Ehl-i Sünnet İtikadı doğrultusunda Kuran ve Sünnet eksenli yaşayıp İyiliği emretmek, kötülükten nehy etmekle yükümlüyüz. Hak’kı tavsiye etmemize rağmen dinlemiyor, kendileri düzeltmiyorlarsa konuşmayı tartışma boyutuna getirerek bir şey kazanamayız. Hidayet Allah’tandır. Bizler Sünnet-i Seniyye’ye ittiba edelim. Gerisine karışmak haddimiz değil. Sünnet-i Seniyye’ye, hadislere kıymet verelim. Ailemizle hadis okumaları yapalım. Sünnetlerin farzları koruyan askerler olduğunu unutmayalım. Şüphesiz Allah Elçi’sinin getirdiği Nur’u tamamlayacaktır…

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir